13 Haziran 2016 Pazartesi

Merhaba benim yalnız ve mutsuz blogum. Geçenlerde yine aklıma düştün. Açıp eski yazılarımı okudum durdum. Ben yeniden günlük tutmaya karar verdim. Biliyorum bu sana ihanet gibi ama merak etme 5. sayfa yazımın çirkinliğinden fenalık geçirip bıraktım kalemi kağıdı. yine döndüm klavyeye. Benim işim, mesleğim klavye ile biliyosun. Bunca zamandır klavyeyle içimi döküyorum ama son zamanlarda niyeyse içimi dökmedim. İçim boş olduğundandır diycem ama benim içimin boş olduğu görülmüş şey mi?
Neyse gelelim sana anlatacaklarıma. Ben bu blogu 2009'da açtım. Ve o zamanlar bu blogun temel konusu tek bir kişiydi. Belki beni o zamanlarda okuyan birileri hatırlar. Hep bir aşk acısı vardı, hep aşık olduğum birini anlatıyordum. Zaten onunla ilgili anlatacak bir şeyim kalmadığında da blogtan yavaş yavaş uzaklaşmıştım. İşte o anlattığım kişi geçenlerde evlendi. Baya baya dünya evine girdi yani. Bu bana nasıl hissettirdi diye sorarsan. Sorma. Ya da sor sor. Bunun bir gün olacağını hep biliyordum ama gerçekleşince gerçek dünyaya iniş yapmış gibi hissettirdi. Üzülmedim mi? Tabii ki üzüldüm. Ama evlenmiş olmasına değil, genel bir üzüntü hali. Zaten onu hatırladığımda hiçbir zaman olumlu duygular hissedemedim yıllardır. Neyse tabii ki bu bende büyük bir depresyon ya da bunalım yaratmadı. Çünkü bunalım yaratacak başka sebepler buldum kendime. Ben ne çok seviyorum dimi bunalım yaşamayı.O anlattığım kişiden sonra pek kendimi kaptırdığım kimse olmadı, ta ki 4 yıl öncesine kadar. Şimdi 4 yıllık ilişkim var desem, düşüp bayılırsın dimi canım blogum. Öyle bir şey yok tabii ki. Ama 4 yıl öncesinde yine bir bakışta vuruldum ben. Biliyosun benim ilk bakışta vurulmalarım vardır. Bir kere vuruldum, bütün blogumun ana konusu oldu. Bir daha da ilk görüştü hislenmediğim kimseyle bir şey yaşayamadım. Neyse bu ikinci vurulmam da baya şiddetli oldu. Ama tabiii ki ben imkansız aşklar için yaratıldığım için bu kişiyle de aramda hiçbir şey olmadı. Staja başladığım ilk gün gördüm ve vuruldum. Ama tabii ki o beni görmedi. Nedense ben beni görmeyenlere vuruluyorum hep. Görünmez olmak gibi bir tutkum mu var acaba. Neyse o beni görmedi, sonrasında 1 yıl sonra yine aynı yerde çalıştım, yine görmedi. Ama böyle benim uzaktan uzaktan iç çekmelerim devam etti. Sonra geçen yıl, biz tanıştık. Böyle konuştuğuma bile inanamayacak kadar sevinmiştim. Görüşmeye de başladık. Ama bir şey eksikti. Beni görüyordu ama tam bana bakmıyo gibiydi. Yine aynı vaka diyceksiniz biliyorum, işte gel zaman git zaman olmadıi uyuşmadık, bir şeyler eksikti. Dedim ki damla dur orda. Kendini kaptırmadan dur bu sefer. Daha önce neler oldu gördün, bari şimdi yapma dedim kendime ve durdum. Artık hiçbir şey yapmamaya karar verdim. O da yapmadı tabii ki. Beni şaşırtanı görmedim henüz. yaklaşık 6 - 7 bu konu kapandı benim açımdan. Sonra bi gün facebookta online olduğunu gördüm. Ve yazmak istedim. Yazdım. Bana londraya yerleşeceğini söyledi. Üzüldüm tabi, götür beni gittiğin yere dedim bi anda. Sonra birden bire her şeyi konuşmaya başladık. Meğer o da bana ilgi duyuyormuş da mış mış da mış mış. İşte o benden ışık görmemiş ben ondan. Olmadı kısacası. Ama ben bırakır mıyım? Beni azıcık tanıdıysan blog, ben bırakır mıyım bu işin peşini? Bırakmadım. bir kere duygu yakalayınca neden bırakayım? Hoş bırakmamam bir şeye yaradı mı hayır. Sadece içimdeki hisleri kendi kendime büyüttüğümle kaldım. Kalktı mersine gitti. Şuan hala orada. Londraya gitmek için gün sayıyo. Ben de vazgeçmeye çalışıyorum tüm gücümle. Çünkü vazgeçmek için gelmişim ya dünyaya. Kimi sevsem vazgeçmem gerekiyor. Hep aynı şeyle sınanıyorum. Dün de yine vazgeçtim dedim. Bir daha asla yazmıycam, zaten o da bana yazmıyor gidicek de zaten dedim. vazgeçtim. 1 saat sonra seviyom ya valla yazdım adama. tutarsızlıkta da birinciyim. yine yeniden ilk itirafı ben yapmış gibi oldum. ama canım benim o kadar geyiksever ki sanki bunu da ciddiye almadı gibi hissediyorum. ben de seni seviyom dedi bana. ama öylesine söylendiğine de yemin edebilirim. maksat bi karşılık olsun diye. işte böyle sevgili blog. bıraktığımdan beri bir arpa boyu yol gidememişim dimi. yine yeniden olmayacak olanın peşindeyim.
hani çok bilmiş bi adam bana demişti ya son söz olarak, "hayatın yeni yollarını keşfetmelisin" diye.
hayatın yeni yolları da çıkmaza sürüklendi. benim için yeni yol yok artık. olsun. napalım. alıştık artık koymaz.
hoşçakal benim yalnız ve mutsuz blogum. umarım tekrar görüşürüz.