31 Mart 2012 Cumartesi

erkekler yüzünden

şuan hiç giriş için süslü cümlelerim yok, şırrak diye giricem konuya çok doldum hacıtlar.
orda burda sürekli erkeklerle ilgili bir şey yazıyorum, söylüyorum, adım feministe çıktı. ama ben öyle zevkten ya da tarz olsun diye yapmıyorum. önceleri yine vardı erkeklere hafiften gıcığım ama şiddetli değildi. bir kaç öküzle tanışınca yavaş yavaş alevlenmeye başladı. ama son darbe kız yurdunda kalmamdı. 8 kişi yaşıyoruz bir odada. Ve doğal olarak sürekli iletişim halindeyiz. odada bir erkek tarafından kırılmayan kız yok. yani akşam bir tek kişinin ağzından erkeklerle ilgili laf çıksın, hurrraaa herkes başlıyor kendi kırığını anlatmaya. psikolojisi bozulan, yataklara düşen, her gün ağlayan, duygusuzlaşan. odanın dışında her gün telefonda sevgilisine laf anlatm.ya çalışan, ağlayarak kavga eden. dolayısıyla hem kendi deneyimlerimi hem de gördüklerimi birleştirerek bazı sonuçlara varıyorum. dertsiz başımıza dert açıyoruz. şu genç yaşımızda bir erkeğin kahrını çekiyoruz. YAPMAYIN GÜZELLERİM. kendinizi harcatmayın. şimdilik her şey güzel gidiyor olabilir ama biticek. GİTMEYEN YOK. öyle uslu uslu da gitmiyolar. yıpratmaktan zevk alıyolar. belki belli bir yaştan sonra her şey daha kolay olur. ama erkekler 20-25 yaşlarında ergen oluyolar hala. en çekilmez yaşları yani. almayın, beslemeyin bu öküzleri. şimdi ben feministlik yapınca virvirvir konuşup "baban da erkek" diyenler de var. Babalarımız baba olarak çok iyi olabilir ama onu bir de annelerimize sormak gerek. ben tamamen erkeklerin "sevgililik özrü" hakkında konuşuyorum.

bak alınmayın diye kibar kibar konuştum ama daral geldi ÖKÜZSÜNÜZ İŞTE LİİLİLİİLİLİLİL KAÇTIM.

15 Şubat 2012 Çarşamba

aşk bu kızılötesi, yaralı müzesi, hareket edemem.

şimdi yine eski sevgiliye yazıyormuşum gibi gözükücek farkındayım ama aslında katiyen öyle değil.

demek istediğim, yani "yeni aşklara yelken açma" olayını çok mu yanlış anladın sen. limanların ihtiyacı olduğu sessizliğe noldu acaba? bi boş bırakmadın ki sen o limanları, amacın o gemiyi şutlayıp yerine yeni gemiler yanaştırmakmış. bak şu saatten sonra yine başladım ağır edebiyat yapmaya ama tutamıyorum kendimi. neyse neyse lafım sana değil zaten. o yeni gemine.
e be kızım, e be köylü kızı (espriyi anlamanı beklemiyorum cicişko) sen hayatın boyunca görüp görebileceğin en büyük belaya tosladın ama eminim şuan hiç farkında değilsin. hülyalar içindesin ama geçicek annem bütün bunlar. sanma ki o mutluluğun ilelebet sürecek. bu herif öyle bir herif ki sıçacak o mutluluğuna ve bu sıçışın da çok uzakta olduğu sanrısına kapılamayasın sakın yakındır. bir kere sen çok büyük bir hata yapmışsın canım benim. baştan ona çok değer verdiğini belirtecek hareketlerde bulunmuşsun. bu adam değer verildiğini anladığı an götü başı ayrı oynuyor. yok adamın kimyasına uymuyor sevilmek, o alışmış öyle sümüklü sümüklü ıssız adam triplerine çünkü. gitmişsin onunla olan fotoğrafını profil foton yapmışsın cancağızım. yani sendeki de resmen yeni gelin hesabı. hemen nedir sendeki bu ele güne gösteriyim merakı anlamıyorum bebişim. adam bunu görünce tabi hafiften tırıs tırıs olmaya başladı. beğenmemiş bile fotoğraflarını. hatta birlikte olan fotonuzu bile beğenme nezaketinde bulunmamış çünkü büük sıçışa hazırlanıyor adam. bir de yazmışsın çok mutluyum falan fotonun altına. he canım he mutlusun görcem ben senin mutluluğunu ilerde. bu adam duvarında orda burda asla seninle ilişkisi olduğunu belli etmez. hayatına çok sokmaz ki çıkarması kolay olsun. bütün amaç bu. sen de kalkıp paylaştığı videonun altına aşklı maşklı özlü söz yazmışsın aşk çiçeğim be. yani bi kere adamın prensiplerine aykırı bu olay. tabi önceleri bişey yapmamış, sesini çıkarmamış ama senin o harika mutluluğuna sıçmak üzere hazırlık yapıyor bilesin. hatta ilk hamlesini yapmış. gidip duvarında onca paylaştığı şey arasında senin yorum yaptığını silmiş. bir otur düşün neden silmiş onu. sen de farketmediysen senin kadınlığından şüphe ederim zaten o ne öyle yani. yani demem o ki senin de dramatik cümlelerle kıçına tekme vurulma vaktin yaklaşıyor yavrukuşum. bak farkındaysan sana hiç acımasız davranmadım, aksine güzel güzel konuşuyorum çünkü aynı yolun yolcusuyuz ben öyle nankör insan değilim.
ama YOOOOOOOOOOK sen bu dediklerimin aksine eğer bu dengesiz adamı elinde tutmayı başarırsan da içimdeki o saçını başını yolma isteğime gem vurup ayağa kalkar şapşapşapşap alkışlarım seni cicişler cicişi. ama yine de sen çok uğraşma bence. çekilicek dert değil oldu mu bebişim.

11 Şubat 2012 Cumartesi

aldanma çocuksu mahsun yüzüne, mutlaka terkedip gidecek bir gün.

birkaç hafta önce burda mutluluk fışkırtan bir yazı paylaşmıştım. hayatın güzelliğinden bahsedip durmuştum. sonra nazar değdirirseniz ağzınızı yüzünüzü kırarım demiştim. ama siz naaaptınızzz hemenn anındaaaa NAZAR DEĞDİRD- yok yaa biteceği varmış bitti arkadaşlar.

çünkü ben insanlara tiplerine göre davranmaya başlamıştım. çirkin olanı insandan saymıyor, çemkiriyordum. tipi güzel olanları yüceltip başıma tac ediyordum. ve evren durdu durdu durdu bana dersimi verdi. AL DEDİ HAYVAN KIZ AL ÇOCUK YAKIŞIKLILIKTAN ÖLÜCEK AL SENİN OLSUN GÖR DEDİ. inanır mısınız canlar, çocuğun dış görünüşü ne kadar iyiyse iç görünüşünü o kadar kötüydü. hani allahın cezası dersiniz ya gelişigüzel. işte bu o iki kelimenin bedenen görüntüsüydü. allahın bana bir cezasıydı. ve 10 günde yaşlandığımı, gözaltlarımın çöktüğünü, adeta 60 yaşında bir kadınmışçasına heyecansız olduğumu farkettim. demem o ki yapmayın, etmeyin güzellerim.

kaslar büyüdükçe, beyin küçülüyor bu erkeklerde.

10 Kasım 2011 Perşembe

senin sorunun ne biliyor musun

merhaba. ben bayadır böyle iyilik meleği olarak geziyorum, yere basmıyorum uçuyorum, bi tatlılıklar, bi şirinlikler falan sanmayın ki sizleri görmezden geliyorum. sizleri sizleri, benim sinirlerimi tavan yaptırtanlar. uzun zamandır ona buna sövmüyorum deyu şimdi açtım blog sayfamı yumucam gözümü. yani klavyeye bakmadan da yazabiliyorum öyle yetenekliyim ;);)

neyse neyse bakın aranızda bazı erkekler var onları burunlarından tutup yüzlerini kaydırağa sürterim böyle aşağı kadar. bilirsiniz o kaydıraktan kayarken dirseğimiz sürttüğündeki acıyı. arkadaşım yakışıklı olabilirsin, yetenekli olabilirsin, karizma olabilirsin tamam da yani biz de hayvan değiliz dimi. tamam kendinize güveniceksiniz de işin bokunu çıkarıyosunuz. o elimi sallasam ellisi devri çoktan geçti siz hala bi tutturmuşsunuz gidiyosunuz "bana karı mı yok yea" havalarında. hayır öyle olmakla kalsanız tamam lan dicem adam playboy. ama yoook bi de işi duygusallığa, romantikliğe, drama bağlıyosunuz ya bileklerimi kesesim geliyor. hani böyle derin duyguların adamı, aşkı sevdayı içinde kuvvetli yaşayan böyle enginlere sığmaz taşarcasına romantik tavırlarınızı alır yerim kısırın yanında. ulan ayda bir kız değiştiriyosun neyin duygusu neyin aşkı bu yaa. bi de kendini kaptırmaz mı. hani tek dert kızı tavlamak değil bildiğin bu yola baş koymuş ve inanmış aslında şairane bi kişiliği olduğuna. arkadaşım bi silkelenin kendinize gelin artık yaa. valla olmuyor artık böyle.

Oh tamam neyse o yeni fotoğraflarındaki karizmatik hallerinin hırsını çıkarttım kendimce yerin dibine soktum şimdi gideyim de azcık aşk filmi izleyeyim.

7 Kasım 2011 Pazartesi

BEN HER ŞEYDEN DAHA İYİYİM

evet, biliyorum benden uzun süredir haber alamadığınız için meraktan öldünüz. her gün deli gibi blogumu açıp yeni bir şey yazmış mı diye bakıp göremeyince vah vah noldu bu kıza diye dertleniyorsunuz. işte o günler boyunca hep sizi düşündüm, yalnız sizi, yalnız sizin gözlerinizi, öhm neyse şöyle ki; eski yaşantımın tam aksine teknolojiden kısmen uzak yaşıyorum. ve öylesine pis bir şekilde mutluyum ki. gülmelerim değişti. hohhohhoy diye gülüyorum artık. öylesine göbeği büyütmüş noel baba neşesindeyim. he bir de 5 kilo aldım ama resmen tatlılıktan ölücem. hayatımda eksikmiş bişeyler doluyor yavaş yavaş. mesela önce yanaklarım doldu öyle öyle gidiyor işte. bana eskiden istanbulun avrupa yakası harikalar diyarı gibi gelirdi. öyle arada sırada gezmeye gittiğimizde "ulan burda yaşamak nasıldır acaba" der dururdum. beyoğlu hele allah allah yani. oradan her gün geçmeyi aklım dimağım almazdı. sonra lan dedim ne var dedim ben de yaşarım orda dedim. işte şimdi yaşıyorum. bunu becerebilince artık lugatımda imkansız kelimesine yol verdim. işi büyüttüm fransa'da yaşamak nasıldır acaba lan'dan başladım işte sonra fransa'dan ulaşıcam size falan ordan artık uzaya mı çıkarım jüpitere mi geçerim bilmiyorum. ama size şunu söyliyim aşkitlerim; SEVDİM Mİ TAM SEVERİM SİLDİM Mİ BİR KALEMDE....... tamam haklısınız bu pek bi uyumsuz oldu ama atarlı giderli her şarkının gönlümün tahtında yeri vardır.

not: güzellikten öleceğim konusunda ciddiyim arkadaşlar, ben ölmeden gelin de aşık olun, eksik ölmeyin, sonra fotoğraflarıma bakıp ağlamanızı istemiyorum, ÖPÜYORUM HEPİNİZİ ŞAP ŞUP.

5 Ekim 2011 Çarşamba

dardayım ey, zordayım ey.

ya bazen düşünüyorum da -evet sürekli değil bazen düşünüyorum çünkü malım- YA Bİ DAKİKA BEN YİNE BİRİLERİNE GİYDİRİCEKTİM AMA ÇOK TATLI Bİ GİRİŞ YAPTIM YUMUŞADIM HEMEN YAA.

neyse neyse durun.

yaa sizce de yeni blog yazmaya başlayanların böyle ciddi ciddi yazılar yazması çok komik değil mi. yarıl yarıl gülmekten hoşaf oldum. böyle bi kendini anlatma çabaları, hayatını özetleme falan. "ben işte böylesine dramatik bi insanım doğuştan yazmaya eğilimliyim, işte efendime söyliyeyim kelimeler içimde duramıyor da parmaklarımdan şarıl şarıl akıyor" halleri. tamam ben de resmen 2. sınıf olur olmaz 1. sınıflara çömez diyen geçen seneki çömezliğinin acısını çıkartan liseli ergenler gibi davrandım ama. HİÇ DE BİLE NE ALAKASI VAR?

siz ne uyuzsunuz yaa? birini eleştirince hemen insan önce kendine bakmalı tripleri falan. he ben şimdi çirkin, kötü giyimli, kendini beğenmiş bi sürtük olsam -Kİ DEĞİLİM ADETA BİR PRENSESİM- kimseyi eleştirmicek miyim? yine eleştiririm arkadaşım. sonuçta ben çirkin olsam elbet benden çirkinini bulur yine eleştiririm. hayır nedir bu içinizdeki insan sevgisi onu anlamıyorum. yok işte bi anlayışlı olalım, gelin tanış olalım, eller havaya behehey havaları falan. hepsiniz içten içte herkesten nefret ediyosunuz ama itiraf edemiyorsunuz ya kendinize nasıl malaksınız anlatamam. yok efendim neymiş, hepimiz eşitiz hepimiz kardeşiz. bırakın bu ayakları yeeaa, bıraksalar birbirinizin gırtlağına yapışırsınız ama coolluğunuzdan ödün vermiyosunuz. siz yok musunuz siz.



YANİ ARKADAŞLAR DİYORUM BEN ARTIK ÖYLE DRAM YAZAMIYORUM, ÖYLE DÜZGÜN GİDEMİYORUM, BEYNİME BİR ŞEYLER OLDU, YANDI MI NE ZIKKIMSA ARAYA BİR ŞEYLER KARIŞIYOR. AKLIMA TÜRLÜ TÜRLÜ ŞEYLER GELİYOR. BAK MESELA PATLICAN GELDİ ŞUAN AKLIMA ORDAN DA KARNIYARIK KIYMA FALAN DERKEN KOPTUM ANLATABİLİYOR MUYUM? MESELA BİRAZ ÖNCE SALDIM BEYNİMİ ORTAYA BAKIN GÖRÜN NELER YAZMIŞIM.

28 Eylül 2011 Çarşamba

bana bakmazsın tamam

ben şimdi buraya taa 2009dan beri yazıyorum ama biri de çıkıp demiyor ki aga sen naapıyosun? saçma sapan hayatımda ne bok varsa dökmüşüm buraya. taa eskilere dönüp bakmaya benim içim elvermiyor. acaba hepsini okuyan var mıdır diye merak etmiyorum değil hani. ben şimdi okumaya kalksam yarısını silerim kesin. bak bak şuan bile cümlelerim nasıl can çekişiyor. aaa dur bak bu son cümlem romantik oldu şiire bağlarım ben bunu. neyse oğlum bak eğer hepsini okuduysanız unutun lan, genç kızlık hayallerim bunlar benim, okumadıysanız da unutun bu blogun varlığını. zaten yazdıklarım bi boka benzeseydi şimdiye çoktan selebriti olmuştum, kitabım yok satıyodu. işte napıcan bazısına yetenek vermemiş yaradan. ayy şey gibi konuştum, hani facebook sayfalarında çıkan tartışmalarda "konuşmaya değmez, ALLAHA emanet ediyorum.ALLAH ıslah etsin" diye böyle allahı büyük büyük yazan teyzeler var ya. bak yine çok güldüm yaa ALLAH bunları naapmasın ayol. tamam tamam yine boka sardı yazı. yazmıyorum lan.

29 Temmuz 2011 Cuma

saçlarımı tepeden topuz yapıyorum.

  • yolculuk insanı değilim, piknik insanı değilim, ne insanı olduğumu bulunca çağrı atıcam hepinize.
  • mesela bana bütün plazmalarda powertürk açık olmalıymış gibi gelir.
  • son zamanlarda anladım ki asla uzun saçlı olmaması gereken kızlar listesinde üst sıralarda yer alıyormuşum. bunca zamandır nasıl cesaret edemedim diye kendimi cimcikliyorum günlerdir. aynada saçlarımı hayran hayran izliyorum falan. bence ruh eşini bulmak gibi bir şey doğru saç şeklini bulmak. onu bulduk, kaldı geriye ruh eşim. hadi bağalım.
  • pilatese başlamıştım. ama yalnızca 1 hafta dayanabildim. eğer senin tembelliğin ve benim tembelliğim karşı karşıya gelecekse, allahımın üzerine yemin ederim senin tembelliğin benim tembelliğimin önünde diz çöker, tövbe ister!!!! ama bunu yazarken tembelliğimi bir yana koydum farkettiniz dimi.
  • kaç gündür doktora gitmem gerekiyor ama erteleye erteleye 70 yaşına gelicem. ben doktora doktor demem o doktor house olmadıkça.
  • bazen yetenek yarışmalarını izleyip kıbleye dönüyorum ve niye bana da yetenek vermedin diyerek açıyorum ellerimi. sonra tekrar tvye dönüp, ıyy ne yeteneksiz yarışmacılar! diyorum. bence eleştirmek de bir yetenek.
  • yani oturup insanları eleştirmek, aşağılamaktan ölesiye zevk alıyorum. bu beni kendini beğenmiş yapar mı bilmiyorum ama cidden hepiniz öyle salaksınız ki beni güldürüyorsunuz. ancak aynı zamanda ben de öylesine salağım ki. bu dünya çok salak hadi gidip omletimizi teflon tavadan çatalımızla alalım.
  • şöyle bir şey var ki, hayatım 1 ay içerisinde bambaşka bir hal alabilir. ama ben bunu pek fazla düşünmüyorum çünkü hayatımın değişmeyeceğine olan korkum, hayatımın değişeceği heyecanını bastırıyor.

1 Temmuz 2011 Cuma

bu aralar çok ayol diyorum

bişey söyleyip gidicem.
ben genellikle hiçbir olayın içine tam giremem. şöyle ki; uzunca bir süredir blogspottayım. ama hiç diğer bloggerlar gibi kullanamadım burayı. mesela mimliyorlar birbirlerini, muhabbet ediyolar falan. benim hiç kafam basmadı yıllardır, nasıl oluyor bu işler hiç bilmedim. onu bırak öğrenmek için çabalamadım da. mesela tumblrdayım ya ayakkabı, çanta fotoları paylaşıp celebrity oluyor ergen ergen tipler hiç anlayamadım ayol ben bu olayı. yaşlı teyzeler gibiyim, şu teknolojiye hiç alışamadım. annem babam dokunmatik telefon kullanıyor ben kullanamıyorum. yok abi yapamıyorum yani, birini arayana kadar damarlarım şişiyor, gözüme kan oturuyor sinirden deliye dönüyorum. telefon dediğin şeyin tuşları olur arkadaş, basarsın olur. niye işi karmaşıklaştırıyolar bu kadar anlamıyorum hiç. bir de dokunmatik bilgisayar var düşün, amaaaan uzak olsun benden tutar atarım valla. yok yok o kadar yaşlı değilim canım, genç sayılırım ama işte teknolojiye ayak uyduramıyorum ben. yok olmuyor yani.
bir de çift kişilikli miyim neyim. biraz önce tumblra çok dram bir yazı yazdım mesela ama burda gayet komşu teyze triplerindeyim. ruh halimi anlayabilen beri gelsin. hiç de dikkat etmedim gönlümden geçeni yazdım ayol idare edin.